Bölüm 1 — Hiç Bilmediğin Bir Dünyanın Kapısı
2022 yılından önce “veri bilimi” benim hayatımda olan bir kavram değildi. Bilgisayar kullanıyordum, interneti kullanıyordum, hatta teknolojiye merakım da vardı. Ama veri bilimi diye ayrı bir alan olduğunu açıkçası bilmiyordum. Bilgisayar benim için çoğu insanın kullandığı şeydi: yazı yazmak, araştırma yapmak, bazen birkaç program denemek. Hepsi bu kadardı.
Fakat bir gün internette gezinirken karşıma yeni bir kavram çıktı:
“Data Science — Veri Bilimi.”
İlk başta kulağa biraz karmaşık geldi. İnsanlar büyük veri setleriyle çalışıyor, grafikler çiziyor, hatta bilgisayara tahmin yaptırabiliyordu. “Makine öğrenmesi” diye bir şeyden bahsediyorlardı. Dürüst olmak gerekirse ilk tepkim şu oldu: “Bu konu bana fazla ileri seviye değil mi?”
Ama merak denen şey insanın içinde bir kez uyanınca kolay kolay susmuyor. Ben de araştırmaya başladım.
İlk Karşılaşma: Python
Veri bilimi ile ilgili neredeyse her kaynak aynı şeyi söylüyordu:
“Python öğren.”
Python’un ne olduğunu bile bilmiyordum. Programlama dili olduğunu öğrendim ama daha önce ciddi anlamda programlama yapmamıştım. Yine de başladım. İlk yazdığım kod çok basitti:
print(“Hello World”)
Ekranda o yazıyı görünce garip bir his oluştu. Belki dışarıdan bakınca çok küçük bir şey gibi görünüyor ama aslında bu bir kapının açılmasıydı. Çünkü o anda şunu fark ettim:
Bilgisayar sadece kullandığım bir cihaz değildi. Ona bir şeyler öğretebileceğim bir araçtı.
Kodların İçindeki Mantık
Python öğrenmeye başladıkça yeni kavramlar karşıma çıkıyordu:
değişkenler, listeler, döngüler, koşullar…
Başta biraz karışıktı. Bazen aynı kodu defalarca çalıştırıyor ama hata alıyordum. Bazen küçücük bir nokta ya da boşluk yüzünden program çalışmıyordu. Ama ilginç bir şey oldu. Her küçük problemi çözdükçe motivasyonum arttı. Bir for döngüsü çalıştırmak… Bir listeyi ekrana yazdırmak… Bir hesaplama yaptırmak… Bunlar küçük şeylerdi ama her biri bir tuğla gibiydi. Yavaş yavaş bir temel oluşuyordu.
Verilerle İlk Tanışma
Bir süre sonra Python’un veri bilimi için neden bu kadar popüler olduğunu anlamaya başladım. Çünkü Python sadece programlama dili değildi. Aynı zamanda verilerle çalışmak için inanılmaz güçlü araçlar sunuyordu. Pandas, NumPy, Matplotlib gibi kütüphanelerle tanıştım. İlk kez bir veri tablosu açtığım günü hâlâ hatırlıyorum. Karşımda yüzlerce satır ve sütundan oluşan bir tablo vardı. İlk başta sadece sayı gibi görünüyordu. Ama veri bilimi bana şunu öğretti:
Her veri aslında bir hikâye anlatır. Bir sütun insanların davranışlarını gösterir. Bir sütun ekonomik bir gerçeği. Bir sütun geleceğe dair bir ipucu. Benim görevim ise o hikâyeyi ortaya çıkarmaktı.
Yolun Başındaydım
O günlerde henüz makine öğrenmesini tam anlamıyordum. Model nedir, algoritma nasıl çalışır, veri nasıl temizlenir… bunların çoğu hâlâ yeni konulardı. Ama bir şey kesindi:
Ben artık sadece bilgisayar kullanan biri değildim. Ben öğrenen bir yolculuğa başlamıştım. Ve bu yolculuk beni tahmin etmediğim yerlere götürecekti.




