Etiket: özfarkındalık

  • Dijital Gürültü İçinde Sessiz İlerleyiş

    Dijital Gürültü İçinde Sessiz İlerleyiş

    Gürültüye Rağmen Sessizce İlerlemek


    Her şey çok hızlı.
    Herkes bir şeyler söylüyor.
    Biri “şöyle yapmalısın” diyor, öteki “başarılı olmanın yolu budur” diye bağırıyor.
    Ama ben…
    Fısıltıyla kendi yolumda ilerlemeyi seçtim.


    Dijital Gürültü İçinde Kaybolmak

    Günümüz dünyasında sesini duyurmak için bağırmak gerekiyormuş gibi geliyor insana.
    Daha çok göster, daha çok anlat, daha çok paylaş…
    Ama ben, yazmayı seçtim.
    Bağırmadan.
    Sadece söylemek istediklerimi yazarak.


    Sessiz Ama Kararlı

    Kimse beni teşvik etmese de yazıyorum.
    Her yazı milyonlarca görüntüleme almıyor.
    Ama her yazı benim içimde bir adım oluyor.
    Ben kendime ses oluyorum.
    Çünkü biliyorum: Sessizce yazılanlar, bir gün bir kalbin içinde yankılanır.


    Blog Tutmak Bu Yüzden Kıymetli

    Blog yazmak bir yarış değil, bir yürüyüştür.
    Adım adım, sessizce, sabırla…
    Ve ben her yazımda içimdeki o sakin sese daha çok kulak veriyorum.

    Gürültüye rağmen ilerlemek mümkün.
    Hatta bazen gürültü olmadan daha hızlı değil ama daha anlamlı yürüyorsun.

    Sen de belki yazmıyorsun ama düşünüyorsun.

    Bu yazının temeli, bir gün önce yazdığım
    Bir Geliştiricinin Sessiz Günü yazısında atılmıştı.
    Oradan buraya, sessizlik içinde bir ilerleyiş…


    Okuyucuya Sessiz Bir Soru:

    Sen Hangi Gürültüyü Susturmak İstiyorsun?

    Gün içinde kaç kez sadece “duymuş olmak için” bir şeye baktın?

    Kaç kez kalbinden geçen değil, senden beklenen cümleyi kurdun?

    Belki sen de bu dijital gürültüde boğuluyorsun.

    Ama içinde hâlâ sessiz bir ses var, biliyorum.

    Belki yazmak istiyor, belki sadece durmak…

    Bugün bir cümle yaz:

    Bağırmadan. Rekabet etmeden. Yalnızca kendine ait bir sesle.

    Yorumlara bırakmak istersen yaz — çünkü bazen bir kelime, bir başkasına fısıltı olur.

    Unutma:

    Sessizliğin de sesi vardır. Ve o ses, en çok ihtiyaç duyulana ulaşır.

  • Bir Geliştiricinin Sessiz Günü

    Bir Geliştiricinin Sessiz Günü

    Bugün her şey sessizdi.
    Telefon daha az çaldı, sokak daha yavaş aktı, düşünceler daha derine indi.
    Ve ben, bir geliştirici olarak sadece kod yazmadım…
    Kendimi dinledim.


    Kod Kadar Sessizlik de Gerekir

    Her gün “üretmeliyim”, “bitirmeliyim” diyen bir tarafımız var.
    Ama bazen sadece oturmak, bakmak, düşünmek gerekir.
    Bugün ekrana bakarken, satır satır değil, iç içe aktım.
    Bir satır kod yazmadan da geliştiğimi fark ettim.


    Boşluklar Kodda da Gerekli

    Bir fonksiyonu çalıştırmadan önce onu tanımlarsın.
    Hayatta da önce anlamaya, tanımaya ihtiyacın vardır.
    Bugün bir hata çözmedim.
    Ama içimdeki bazı karışıklıklar daha okunur hale geldi.
    Ve bu da bir tür debug sayılır, değil mi?


    Bağlantısızlık da Bağ Kurar

    İnterneti kapattım.
    Bildirimleri sessize aldım.
    Ve ilk kez kendimi günün içinde tam olarak hissettim.
    Geliştirici olmak demek, sürekli aktif olmak değil.
    Bazen pasif kalmak da geliştirir insanı.

    Bugün fazla bir şey yapmadım belki…
    Ama bu satırları yazabiliyorsam,
    Demek ki bir şeyler olmuş içimde.

    Her gün kod yazılmaz.
    Ama her gün kendini yazabilirsin.

    Bu sessizliğin içinde neyin büyüdüğünü merak ediyorsan,
    ➡️ Dijital Gürültü İçinde Sessiz İlerleyiş yazıma da göz atmanı öneririm.


    Okuyucuya Çağrı

    Peki ya senin sessiz günlerin nasıl geçiyor?

    Hiçbir şey yapmadığın ama kendine daha yakın hissettiğin anlar oldu mu?

    Bugün belki bir satır kod yazmadın. Belki bir proje ilerlemedi. Ama belki de içindeki bir şey büyüdü sessizce…

    Yorumlara yazabilirsin:

    Bugün senin için ne sessizdi ama anlamlıydı?

    Bazen bir cümle bile kendimizi yeniden okumamıza yeter.