Etiket: kişisel gelişim

  • Vazgeçmeyenler Kulübü – II

    Vazgeçmeyenler Kulübü – II


    Küllerden Kalkmayı Bilenler İçin

    Bazı insanlar vardır… Biter sanırsın. Kapanır sanırsın. Bir daha toparlanamaz diye düşünürsün.

    Ama onlar, kimsenin görmediği bir yerden yeniden filiz verir. Kökleri derindedir çünkü. Rüzgâr onları yıksa bile, toprağın altında kendine bir yer daha bulur.

    Sessizdirler. Kıpırdamaz gibi dururlar. Ama içlerinde bir ateş, sönmemekte direnir.


    Kırıldığın Yerden Büyürsün

    Kimseye anlatmadığın o uzun geceleri hatırlıyor musun? Kendinle konuştuğun, “Neden böyleyim?” dediğin o zamanları? İşte o anlar…Zannettiğinden çok daha değerli.

    Çünkü insan kırıldığı yerden büyür. Ama kimse o büyüyüşü görmez.

    Görmesin de zaten… Sen bil yeter.


    Her Yıkılış, Bir Yağmur Sonrasıdır

    Kendine kızdığın, “Bu da olmadı” deyip duvara yaslandığın anlar oldu mutlaka. Belki çok bekledin. Belki haksızlığa uğradın. Belki birileri seni yanlış anladı…

    Ama ne oldu biliyor musun? Sen yine yoluna döndün. Belki biraz geç, belki biraz eksik ama döndün.

    İşte bu, herkesin yapabileceği bir şey değil. Bunu yapanlar, küllerinden kalkmayı bilenlerdir.


    Kendine İnanmayı Öğrenenlerin Kulübü

    Bu kulübün bir sırrı var:

    Kimse kimseyi alkışlamaz. Kimse ödül vermez. Kimse “Aferin” demez.

    Ama herkes bilir: Burada olan herkesin kalbi yara içinde…

    Ve o yaralara rağmen yaşayanların yüzünde, sessiz bir gurur vardır.


    Şimdi Sana Bir Şey Söylemek İstiyorum

    Sen hâlâ ayaktasın. Belki biraz sendeleyerek, belki biraz korkarak…Ama varsın.

    Ve var olman, düşündüğünden çok daha büyük bir başarı.

    Bak, dünyanın kalabalığında sen bile kendini unutmuşken, ben unutmadım:

    Sen denemeye devam edenlerdensin. Ve bu seni, çoğu insandan daha güçlü yapıyor.


    Son Cümle: Hikâyenin Devamı Var

    Bazen hiçbir şey değişmiyormuş gibi gelir ya… Aslında en büyük değişim içerde olur. Sen fark etmezsin, ama bir gün bakarsın:

    • Artık daha dayanıklı,
    • Daha sabırlı,
    • Daha kendin olmayı bilen birine dönüşmüşsün.

    Bu yüzden… Ne olduysa oldu. Ne eksildiyse eksildi.

    Ama sen buradasın. Ve bu, hikâyenin bittiğini değil, devam ettiğini gösterir.


    📩 Bu satırlar sana iyi geldiyse…

    Bazen bir cümle, insana bir adım daha attırır. Eğer benimle bu yolculuğa devam etmek istersen, yeni yazılarımı kaçırmamak için abone olabilirsin. Belki bir sonraki satır sana, belki senin hikâyen bir başkasına güç olur.

  • The Work No One Sees — But That Changes Everything

    The Work No One Sees — But That Changes Everything


    There’s a spark inside you. It might not look like progress. It might not be visible on the surface. But it’s there — a subtle movement, a deep stirring that refuses to stop.

    This… is the power of unseen effort. Every morning you whisper,

    “I’ll try again today.”

    That small act — done in silence, without applause — is slowly shaping the future version of you.


    Every Great Story Starts in Silence

    Think of the poet. The artist. The inventor.

    All began with messy sketches, uncertain thoughts, quiet inner voices no one could understand yet.

    But they kept going. Not because they were sure — but because they carried something called potential.

    And you carry that too.


    “Empty” Nights Are Not Empty at All

    That moment you collapse into bed, tired, confused, unseen…

    It’s not failure.

    It’s growth in disguise.

    Your quiet nights are incubating ideas, emotions, healing you will one day draw upon.

    These aren’t empty seasons — they are your soul’s rehearsal space.


    The Pebble in the Ocean — Small, but Irreplaceable

    That short journal entry. That blurry photo. That two-line idea for a story. The code you typed for only five minutes.

    Tiny acts? Maybe. But together, they are the foundation beneath the visible structure.

    The time will come when your “small” becomes undeniable.


    So Here’s a Gentle Invitation:

    Pause. Ask yourself:

    What idea visited your heart today but was immediately dismissed?

    Where did you say, “Not now… I don’t have time,” but something still lingered?

    What thought keeps returning — not to haunt you, but to prepare you?

    If you feel something stir now… listen. Start small. A sentence. A sketch. A 10-minute pocket of stillness.

    Let it begin quietly — and then, let it speak.


    A Whisper From the Heart

    The nightingale doesn’t only sing — it leaves behind the kind of silence that changes the dark.

    What’s “unseen” is not worthless — it’s just the root of everything real.

    Let’s make a soft vow together: Even if no one sees it yet, even if no one claps, we will honor the work growing inside us.

    Trust the pulse in your heart. That’s where it all begins.


    If you feel called to share…

    What’s your small beginning?

    What quiet idea has been pulling you gently forward?

    Maybe what starts today… will shine tomorrow.


    📬 Let’s Keep Going, Gently

    If this piece found a quiet corner of your heart, I’d love to meet you again in the next one.

    Subscribe to my blog here. Let’s honor the journey, even the parts no one else sees.

  • Kalbin Geceyle Konuştuğu Yer

    Kalbin Geceyle Konuştuğu Yer

    – İç Sessizliğin Yankılandığı Anlar –


    Geceyle Konuşan Kalpler Vardır

    Bazen dış dünya susar… Ama içeride bir şey kıpırdar. Ses değil belki, ama bir his… Bir düşünce, bir cümle gibi içinden sızar:

    “Ben hâlâ buradayım.”

    Ve o cümle, belki gün boyunca susturduğun duyguların dilidir.


    Geceye Sığan Dönüşümler

    Gece sadece uyumak için değildir. Bazı geceler, kendinle yeniden tanışmak için gelir.

    Bir satır yazarsın, bir nefes alırsın, bir anlık fark ediş yaşarsın.

    Ve o küçücük an, sessiz bir devrime dönüşür içinde.


    Sessizlikte Duyanlar Daha Derin Yaşar

    Gündüzün gürültüsünde her şey net görünür. Ama gece… Asıl derinlik gece gelir. Çünkü kalbin, ancak sessizken sesini bulur.

    Karanlıktan korkma. Çünkü orada parlayan şey sensin.


    Yazmak, Karanlıkta Büyüyen Bir Umuttur

    Yazdığın her kelime, belki de karanlığa attığın bir ışıktır. Sen farkında bile olmadan, bir başkasının yolunu aydınlatırsın.

    Yani bazen yazmak; kendi içini değil, bir başkasının sessizliğini de iyileştirir.


    Okuyucuya Çağrı

    Bu gece ne fısıldadı sana kalbin? Bir cümleyle bile olsa paylaş —çünkü belki senin satırın, bir başkasının sabahına umut olur.

    Ve unutma: Gece sessiz olabilir, ama içinde konuşacak çok şey var.

  • İyileşmenin Sessiz Mimarisi

    İyileşmenin Sessiz Mimarisi


    Her iyileşme bir zafer gibi hissettirmez. Bazen yeni bir şeye yer açan boşluk gibi gelir. Fırtına sonrası sessizlik gibi — belirsiz ama kutsal.

    Yeniden inşa ederken gülümsemek zorunda değilsin. Temizlediğin enkazı açıklamak zorunda da değilsin. Sadece orada olman yeterli. Sessizce bile olsa.


    Küçük Zaferler de Zaferdir

    Günü kin tutmadan açmak…

    Suçluluk duymadan “hayır” diyebilmek…

    Kaçmak yerine panikle birlikte nefes alabilmek…

    Dinlenmeyi zayıflık değil ihtiyaç olarak görmek…

    Kimsenin alkışlamadığı bu sessiz zaferler,

    En sağlam temelleri oluşturur.


    Bütün Olmak İçin Bir Son Tarih Yok

    Geç kalmadın. Yavaş değilsin. Kayıp da değilsin.

    Nefesinle uyumlu bir ritimde açılıyorsun. Bazı mevsimler taşkın bir çiçeklenmeyi çağırır. Bazılarıysa toprağın altında sessiz kalmayı…

    İkisi de kutsaldır.

    Bırak Naziklik Yolu Açsın

    Nazik olmak kırılgan olmak değildir. Nazik olmak, şefkatli olmak demektir. Ceza vermek yerine huzuru seçmektir. Kendini her gün, derinden değerli biri gibi davranarak hatırlamaktır.

    Bırak naziklik seni sana geri getirsin.


    Nazik Bir Soru:

    Bugün senin için naziklik ne anlama geliyor?

    Bir kelimeyle yaz. Bir fısıltıyla söyle. Ya da sadece hisset… Ve bunun yeterli olduğunu bil.

    Sen en son ne zaman kendine yumuşak davrandın? Yoruma bir kelimeyle yazman bile iyileşmeye kapı aralayabilir.

  • Bütün Olmanın Sessiz Gücü

    Bütün Olmanın Sessiz Gücü

    Bazen iyileşmenin gürültülü olması gerektiğini düşünürüz — büyük bir kutlama, büyük bir değişim anı. Ama iyileşmek, beklediğimizden daha yumuşaktır. Nefeslerin arasındaki boşluklarda bulunur, kalmaya karar verdiğimiz sessiz anlarda. Kırıklığımızı kabul etmek de vardır, bunun değersizleştirmediğini, ama bizi daha insan kıldığını bilmek de.


    Kendine Dönmenin Sanatı

    Çoğu zaman iyileşmeyi dışsal çözümlerde, hızlıca düzeltmelerde ararız. Ama gerçek iyileşme içsel bir süreçtir, mükemmeliyet talep etmez. O, varlık ister. O, zarafet ister. O, fazla geldiğinde bile hissetmeye istekli olmayı ister. Korksan da, bulacağından korksan da, kendinle oturmak.


    Bir İşin Proje Olmasına İzin Ver

    Her şeyi çözmek zorunda değilsin. Bitirme çizgisine koşmak zorunda değilsin. Bazen ilerleme, bir yerde durmak gibi görünür. Bazen, sadece bir adım atmak yeterlidir — ne kadar küçük olursa olsun.

    Yavaş büyümek de normaldir. Hata yapmak da normaldir. Geri kalmış değilsin. Sadece kendi ritminde nefes almayı öğreniyorsun.


    Açılmayı Kucakla

    İyileşme her zaman doğrusal değildir. Bazen bütün hissedersin. Bazen de kırılmış hissedersin. Her ikisi de yolculuğunun bir parçasıdır.

    Önemli olan süreci aceleye getirmemek. İyileşmenin bir son tarihi yoktur. Zamanla yarışmıyorsun. Sadece, bir sessiz anla, bir adım bir adım oluyorsun.


    Hızın Senin Gücündür

    Yavaşlıkta güç vardır. Sabırda güç vardır. Kendi hızında hareket etmeyi seçerek, yolculuğun üzerinde yeniden kontrolü ele alırsın. Başka insanların ilerlemesiyle karşılaştırmayı bırakırsın ve kendi benzersiz yolunu onurlandırmaya başlarsın.

    Yanlış bir iyileşme yolu yoktur. Yanlış bir büyüme yolu yoktur. Bunu mükemmel bir şekilde yapıyorsun — kendi zamanında, kendi yolunda.


    Nazik Bir Davet

    Bu iyileşme yolculuğunda, şunu unutma:

    Dinlenmekte bir sakınca yoktur. Kendine nazik olmakta bir sakınca yoktur. Yumuşaklığa, bakıma, zamana değer olduğunu hatırlamalısın. Kendi hızında açılmana izin ver.


    Son Bir Düşünce:

    Bugün, kalbinin hangi parçasını nazikçe tutmayı öğreniyorsun?

    Bazen ihtiyacımız olan tek şey, yumuşama isteğidir — hissetmek, iyileşmek ve açılma sürecini kucaklamaktır. Bunu hatırlatman yeterli olacaktır:

    Sen, olduğun gibi yeterlisin.

  • Kırılmadan Güçlenmek: Sessizliğin Ardında Saklı Dayanıklılık

    Kırılmadan Güçlenmek: Sessizliğin Ardında Saklı Dayanıklılık

    Bazen güçlü olmak, dimdik durmak değildir.

    Bazen güçlü olmak…

    görülmeden ayakta kalmaktır.

    Kimse fark etmeden gözlerini silmek, bir cümleyi yarım bırakıp yutkunmaktır.

    Bir şey olmamış gibi davranmak…Ama sen bilirsin.

    O gün nasıl geçti…

    O sessizlikte nasıl kırılmadan kaldın…


    İçten İçte Büyüyen Dayanıklılık

    Kimseyle konuşmadığın günlerde kendinle ne çok konuştun aslında. Yüzüne bir tebessüm yerleştirip, içindeki fırtınaları dindirmeye çalıştın.

    O kadar yumuşak baktın ki başkalarına…

    Ama kendine hep biraz serttin.

    Bugün gel, değiştir bu dili.

    Çünkü sen yalnızca dayandığın için değil, içten içe büyüdüğün için güçlüsün.


    Her Şey Dışarıdan Görünmez

    İnsanlar sonuçları görür.

    Ama sen süreçsin.

    Kimsenin bilmediği kararlar aldın, Kimsenin duymadığı dualar ettin, Kimsenin anlayamayacağı şekilde kendini toparladın.

    Ve bu yüzden…

    senin hikâyen değerlidir.


    Bir Dur, Bir Bak

    Bugün bir adım geri at.

    Ve kendi direnişine bak.

    Ne çok şeyi kendi kendine taşıdığını fark et.

    Ve şöyle de kendine:

    📌 “Ben fark edildikçe değil, fark ettikçe büyüyorum.

    Çünkü en derin dönüşümler sessiz başlar.


    Okuyucuya Çağrı:

    Sen de bazen görünmeyen ama çok şey anlatan bir gün yaşadın mı?

    Yorumlara sadece bir kelime bile yazsan — belki o kelime, bir başkasının içindeki suskunluğu çözer.

    Bugün kendi sessiz mücadeleni onurlandır.

    Çünkü görünmeyen en kıymetli şey…

    senin iç gücündür.

  • Her Engel Bir Fırsattır – Korkudan Güce Giden Sessiz Yolculuk

    Her Engel Bir Fırsattır – Korkudan Güce Giden Sessiz Yolculuk

    Korkuların Ruhu: En Büyük Engel İçimizdedir

    Hayat, kimi zaman açık açık…
    Kimi zaman fark ettirmeden koyar karşımıza engelleri.

    Ama en görünmeyen, en sessizi şudur:

    “Ya yapamazsam?”

    “Zaten çok geç…”

    “Kim okuyacak ki?”

    Bu cümleler, bazen bir duvar değil,

    kendimizi kandırmak için ördüğümüz sessiz zindanlar olur.

    Ama işin sırrı burada:

    Korku, hareket ettikçe küçülür.

    Ve ilk adım, aslında zinciri çözen anahtardır.


    Engelleri Aşanlar Bizden Daha Güçlü Değil

    Bugün hayranlıkla izlediğimiz insanlar…

    Yazarlar, sanatçılar, geliştiriciler… Sanma ki pürüzsüz bir yoldan geçtiler.

    Hayır. Onlar da tökezledi, şüphe etti, pes etmeyi düşündü.

    Ama onlar bir farkla yürümeye devam etti:

    Engelin çevresinden dolanmadılar, içinden geçtiler.


    Kod Yazmak Gibi: Sabırla Düğümleri Açmak

    Programlamada hata alırsın.

    Kod kırılır, sistem çalışmaz.

    Ama ararsın… çözersin… sabredersin.

    Hayat da aynı dili konuşur.

    Hatalar, sana kim olduğunu öğretir.

    Çünkü her engel,

    görmezden geldiğimiz gücün bir provasıdır.


    Engel, Aynadır

    Engeller dışarıda değil, çoğu zaman içeride başlar.

    Ve her engel aslında sana şunu fısıldar:

    “Korkuyorsan, burası dönüşüm yerindir.”

    Cesaret, korkunun yokluğu değil;

    korkuyla birlikte yürüyebilmektir.

    Bir gün dönüp baktığında,

    bugün geçmekte zorlandığın şeyin

    en büyük içsel devrin olduğunu fark edeceksin.


    Okura Davet: Senin Engel Hikâyen Ne?

    Bugün, hangi korkunun eşiğinde duruyorsun?

    Hangi adımı atmak istiyor ama erteliyorsun?

    Yorumlara yaz.

    Çünkü senin hikâyen,

    bir başkasının “Ben de yapabilirim” deme cesareti olabilir.

    Son Söz:

    Engelin dili korkudur.

    Cesaretin dili ise: “Yine de başladım.”

    Bugün küçücük de olsa bir adım attıysan,

    o engel artık seni tutamaz.

    Unutma, yol yavaş olabilir.

    Ama attığın her adım — seni kendine yaklaştırır.

  • Öğrenmeye Hiç Geç Kalınmaz

    Öğrenmeye Hiç Geç Kalınmaz

    – Yeni Başlamak İçin En Genç Gün: Bugün-


    “Artık çok geç” diyen iç sesine cevap….


    Belki sen de kendine defalarca söyledin:

    “Bu yaştan sonra öğrenemem.”

    “Zaman geçti artık…”
    Ama gerçek şu ki:

    Öğrenmek için hiçbir zaman geç değildir.

    Yalnızca başlamaya cesaret edemeyenler vardır.

    Çünkü bilgi, yalnızca genç zihinlerin değil;

    merak eden her yüreğin hakkıdır.


    Bir Adım Atmak İçin En Uygun Gün: Bugün

    Yaş değil, niyet belirler kim ne öğrenebilir.
    Bugün bir kelime, yarın bir satır kod,ertesi gün belki bir roman…

    60 yaşında kod öğrenen var,

    70’inde keman çalmaya başlayan,

    80’inde ilk kitabını yayımlayan…

    Ne zaman başlarsan, o zaman gençsin aslında.


    Kimse Senden Mükemmel Olmanı Beklemiyor

    Sadece küçük bir adım…

    Bir cümle oku, bir video izle,

    bir enstrümanın tuşuna dokun…

    Çünkü öğrenmek bir yarış değil,

    bir yolculuktur.

    Ve her yolculuk,

    Acaba yapabilir miyim?” sorusuyla başlar.


    Ne Öğrenmeliyim?

    Aslında bu sorunun tek bir cevabı yok.

    Belki fotoğrafçılık,

    belki yazılım,

    belki sadece kendi duygularını tanımak…

    Önemli olan, sana iyi gelmesi.

    Öğrendikçe değişen yalnız bilgiler değil;

    kendine bakışın,

    özgüvenin

    ve hayatın yönü olabilir.


    Ya Yapamazsam?

    İçten bir soru.

    Ve çok haklı bir korku.

    Ama unutma:

    Hiçbir usta, ilk denemesinde usta değildi.

    Asıl başarısızlık düşmek değil,

    hiç denememektir.

    Yavaş ilerlemek, beklemek, tekrar denemek…

    Bunların hepsi öğrenmenin ta kendisidir.


    Son Söz: Öğrenmek Gecikmez, Başlamamak Gecikir

    Sana biçilen yaş değil,

    senin inancın belirler neyi ne zaman öğreneceğini.

    Bugün öğrendiğin küçücük bir şey,

    yarın bambaşka kapılar açabilir.

    Çünkü her yeni bilgi,

    kendine attığın bir adımdır.


    Okura Çağrı:

    Peki ya sen?

    Öğrenmenin yaşı olmadığını kanıtlayacak bir hayalin, hikâyen var mı?

    Yorumlara yaz.

    Belki senin hikâyen,

    başkasının ilk adımı olur.

  • Bir Cümleyle Hayat Değişir: İlhamın Sessiz Gücü

    Bir Cümleyle Hayat Değişir: İlhamın Sessiz Gücü

    Bazen Bir Kitap Değil, Bir Cümle Yetiyor

    Herkes bir kitapta hayatını değiştirecek bir cevap arar.
    Sayfalarca altı çizili satırlar, not alınmış kenar boşlukları…
    Ama bazen ne cilt kalınlığı önemlidir ne de kaç sayfa sürdüğü.

    Çünkü bazı cümleler, kitaplardan büyüktür.

    Bazı kelimeler, zamanın içinden gelip seni bulur.

    Benim için o cümle, bir akşam ansızın karşıma çıktı:

    “Mucizeler inananların değil, direnenlerin yolunu bulur.”

    Birden zaman durdu.

    Çünkü o cümle tam kalbimin çatlağına denk gelmişti.

    Ve sessizce içimde bir kapıyı açtı.


    İlhamın Sessiz Zinciri

    O anda düşündüm:
    Acaba ben de birinin hayatına böyle bir cümle bırakabildim mi?

    Yazmanın büyüsü burada başlıyor işte:
    Sen bir satır yazarsın,

    biri onu okur,

    başka biri devam eder

    ve böylece sessiz bir ilham zinciri oluşur.

    Ne çığlık vardır o zincirde ne gösteriş.

    Ama yankısı, en sessiz yere ulaşır.


    Bir Kıvılcım Yeter

    İlham, çoğu zaman büyük sözlerde gizli değildir.

    Kimi zaman bir blogun kenarında,

    bir yorum satırında ya da bir not defterinin köşesinde bekler.

    Ama doğru kalbe denk geldiğinde,

    sessizce bir şey başlatır:

    Bir fark ediş… bir yön değişimi… belki de yeni bir hayat.


    Senin Cümlen de Bir Başlangıç Olabilir

    Bu yazı bir teşekkür…

    Ama aynı zamanda sana bir hatırlatma:

    Yazdığın her satır birine ışık olabilir.

    Sen farkında bile olmadan,

    birinin karanlığına yol gösterebilirsin.

    Çünkü bazen yalnızca bir cümle yeter.

    Bir cümle, bir kapıyı aralayabilir.

    Ve o kapının ardında yeni bir hayat olabilir.


    Okura Soru:

    Peki seni durup düşündüren,

    sana yön veren o cümle hangisiydi?

    Yorumlara yaz.

    Belki o cümle bir başkasının içindeki kilidi açar.

    Çünkü ilham, kalpten kalbe geçer.

    Ve bazen bir cümle, yeni bir yolun ilk adımıdır.

  • Yavaş Yavaş Birikenler: Görünmeyen Çabanın Sessiz Gücü

    Yavaş Yavaş Birikenler: Görünmeyen Çabanın Sessiz Gücü

    Kimse Görmese de Birikiyor

    Kimse bilmez ne çok düşündüğünü…
    Sabaha karşı zihninde dönen o dağınık cümleleri,
    Yazıp sonra silmekten yorulan parmaklarını…

    Kimse bilmez içinden geçen ama bir türlü dile gelmeyen o duyguları.
    Ama sen bil:
    Her şey — evet, her şey — yavaş yavaş birikiyor.

    Tıpkı damlaların taşı oyması gibi…Tıpkı toprağın altında sabırla kök salan bir tohum gibi…


    Hiçbir Şey Birden Olmaz

    Bir fikir, bir değişim, bir uyanış…

    Bunlar bir anda belirmez.

    İçten içe oluşur, şekillenir, bekler.

    Sessizdir. Ama büyür.

    Görünmezdir. Ama derindir.


    Ve bir gün, hiç ummadığın anda

    “Ben hazırım” dediğinde fark edersin:

    O içsel hazırlık hep oradaydı.


    Sessizlik Bile Bir Adımdır

    Bugün sadece düşündün mü?Yazmadın, çizmedin, anlatmadın belki…
    Ama bu da bir şeydir.
    Çünkü beklemek,

    gözlemek,

    derinleşmek de

    bir harekettir.

    Bazen en güçlü adım, sessizce atılandır.


    Kendine Haksızlık Etme

    Kaç kez dedin bugün kendine:
    “Yine bir şey yapamadım…”
    Oysa sen fark etmeden, içinde bir şey büyüyor.

    Zihninde beliren bir düşünce,

    kalbinde süzülen bir farkındalık,

    belki yarım kalan ama içinden hâlâ yaşayan bir cümle…

    İşte tüm bunlar,

    yarının adımlarını hazırlıyor.


    Görünmeyeni Biriktiriyorsun

    Gün gelecek bir yazı yazacaksın…
    Bir şey yapacaksın ve diyeceksin ki:

    “Bu nereden çıktı şimdi?”

    İşte o an,

    görünmeyen çabanın biriktiği an olacak.


    Bugün “hiçbir şey” yapmadığını mı düşünüyorsun?

    Belki de en kıymetli şeyi yapıyorsun:

    Kendini içten içe inşa ediyorsun.


    Okura Çağrı:

    Sana da tanıdık geliyor mu?

    Dışarıdan bakıldığında sessiz ama içten içe hareketli bir süreç yaşıyor musun?

    Yorumlara yaz.

    Belki senin birikenlerin,

    bir başkasının yeşeren tohumu olur.

    Çünkü en güçlü kökler…görünmeden oluşur.