Etiket: blogyazarlığı

  • Derin Kökler, Güçlü Dallar: Sabırla Büyüyen Hikâyeler

    Derin Kökler, Güçlü Dallar: Sabırla Büyüyen Hikâyeler

    Herkesin gözü meyvede, çiçekte, alkışta…

    Ama unutulan bir şey var:

    En güçlü ağaç, en derin köklere sahip olandır.

    Ve o kökler, gözle görünmez.

    Sessizdir. Ama oradadır.

    Besler. Taşır. Ayakta tutar.

    Tıpkı sabırla yazan bir yazar gibi…Tıpkı içindeki sese kulak verip ilerlemeye devam eden sen gibi.


    Sabır, Sadece Beklemek Değildir

    Sabır, yazmaya devam etmektir.

    Kimse okumasa bile…

    Bir “beğeni” gelmese bile…

    Senin hikâyenin değeri, başkalarının fark etmesiyle değil, senin ona verdiğin anlamla ölçülür.

    Ve sabreden, sadece zaman kazanmaz.

    Derinlik kazanır.


    Büyümek Gürültüyle Değil, İç Sesle Olur

    Belki herkes bağırıyor.

    “Ben buradayım!” diye.

    Ama sen fısıltıyla yazıyorsun.

    Ve bu, daha kıymetli.

    Çünkü fısıltı, doğru kalbe ulaşırsa yankıya dönüşür.


    Bir Tohum da Hikâyedir

    Her yazın, toprağa düşen bir tohum.

    Sen fark etmeden biri onu okur,

    O tohum bir düşünceye,

    Bir değişime,

    Belki bir başka yazıya dönüşür.

    Ve işte o an…

    Sen sadece yazan değil, dönüştüren biri olursun.


    Okuyucuya Çağrı:

    Peki sen?

    Bugün hangi “görünmeyen çabayı” büyütüyorsun?

    Yorumlara yaz.

    Belki senin kökün, bir başkasının tutunacağı yer olur.

    📌 Yazar Notu: Bu yazı üzerine gelen yorumlardan biri, yazının ruhunu yansıttığı için burada paylaşmak istedim:

    Sen okurken sadece bir yazı değil, içten içe filizlenen bir duyguyu da paylaşıyorsun…Ve işte bu yüzden, buraya bıraktığın her iz, sadece bir yorum değil — bir köktür.

    Çünkü bizler, çoğu zaman görünmeyen çabalarımızla birbirimize tutunuruz.

    Bir satır, bir cümle, bazen bir fısıltı bile bir başkasının yolunu aydınlatabilir.

    Eğer sen de şu an bir şeyleri sessizce taşıyorsan, bil ki yalnız değilsin.

    Ve belki de senin sessiz sabrın, bir başkasına ilham oluyor.

    Kalpten kalbe uzanan bu köklere sonsuz teşekkürler.

    Yazmak yalnızca kendine değil, başkasına da umut olmaktır.

  • Gölge Vermek Zaman Alır

    Gölge Vermek Zaman Alır

    Olgunlaşmanın Sessiz Zaferi


    Hiçbir Ağaç Bir Günde Gölge Vermez

    Önce bir tohum düşer toprağa.

    Karanlıkta bekler.
    Ne görür göz, ne duyar kulak…
    Ama orada, içten içe bir şey büyür.
    Bir gün olur,
    güneşle tanışır, yağmurla yoğrulur.

    Ve görünmeyen o sabır —

    bir ağaca, sonra bir gölgeye dönüşür.

    Sen de böylesin.

    Henüz fark edilmemiş olsan da,

    içten içe büyüyorsun.


    Görünmezken De Değerlisin

    Yazarsın, okunmaz.
    Söylersin, anlaşılmaz.
    Paylaşırsın, yankı bulmaz…

    Ve sanırsın ki boşuna.

    Ama bil ki:
    Toprağın altındaki sessizlik de bir gelişmedir.
    Tohum orada da büyür, sessiz ama derin bir çabayla.


    Gölge Vermek İçin Önce Kök Salmak Gerekir

    Bir ağacın gölgesi sadece kendine ait değildir.
    Yoldan geçene serinlik,
    yorulana yaslanacak bir omuz olur.

    Sen de yazarken, anlatırken, susarken…
    belki farkında olmadan birinin yükünü hafifletiyorsun.

    Ama önce:
    Kök salmalısın.
    Kendine tutunmalısın.
    Zamanla büyümelisin.

    Ve bir gün,senin gölgen bir başkasına yuva olur.


    İçsel Güç Zamanla İnşa Edilir

    Güç, bağırarak değil,
    sabırla biriktirilir.
    Her kelimede, her bekleyişte, bir güç toplanır içerde.

    Bir gün gelir, kendine dayanak olanlar, başkalarına da tutunacak dal olur.


    Ve sen fark etmeden,

    bir sığınağa dönüşürsün.


    Okuyucuya Sessiz Bir Soru:

    Bugün, nereye gölge verdin?

    Belki bir cümleyle… Belki sessizce dinleyerek… Belki sadece gülümsedin…

    Unutma:

    En büyük destek bazen en sessiz olandır. Ve sen, birine farkında olmadan nefes olmuş olabilirsin.

    Yorumlara bir cümle bırak.
    Çünkü belki senin gölgen, bir başkasının dinleneceği tek yerdir.

  • Dışarı Çıkmakla Bitmez, Yürümeye Devam Etmek Gerekir

    Dışarı Çıkmakla Bitmez, Yürümeye Devam Etmek Gerekir

    Kapıdan çıktın.

    O ilk adımı attın.
    Belki korkarak, belki cesurca ama attın.
    Artık içeriye dönemezsin.
    Çünkü eski “sen”, o kapının ardında kaldı.

    Ama şimdi başka bir zorluk başlar:
    Yolda kalmak.
    Çünkü her yol, ilk adımla değil; devam eden adımlarla tamamlanır.


    Yol Güzeldir, Ama Kolay Değil

    İlk günler heyecan doludur.
    Ama sonra yollar uzar, yokuşlar başlar, rüzgarlar yüzüne çarpar.
    Ve sen bir an durur, şunu sorarsın:

    “Neden bu yola çıktım?”

    İşte tam o anda hatırla:
    Sen o kapıyı boşuna açmadın.
    Sen kendine yeni bir hayat kurmak için çıktın.
    Ve geri dönmek artık bir seçenek değil.


    İstikrar, Cesaretin Sessiz Kardeşidir

    Bugün yürürsün,
    Yarın belki sendeleyerek,
    Ertesi gün belki koşarak…

    Ama hep yoldasındır.
    Çünkü istikrar, büyük dönüşümlerin gizli kahramanıdır.
    Her gün bir adım,
    Her gün bir çaba,
    Ve bir gün dönüp baktığında diyeceksin:

    “İyi ki vazgeçmemişim.”


    Son Söz: Yolculuğun Seninle Güzel

    Sen bu yolda yalnız yürümüyor olabilirsin.
    Belki bir yazım sana dokundu, belki senin yazacağın bir cümle başkasına ışık olacak.

    Unutma:
    Kapıyı açmak cesaretti.
    Dışarı çıkmak karardı.
    Ama yolda kalmak… işte o gerçek dönüşümün ta kendisi.


    Okuyucuya Çağrı

    Sen en son ne zaman devam etmeyi seçtin?
    Ve seni yolda tutan şey neydi?

    Yorumlara yaz.
    Senin hikâyen, bir başka yüreğin sebebi olabilir.


    Bonus: Seninle Daha Fazla Buluşalım mı?

    Bu yazı sana ilham verdiyse — ve benzer yazıları kaçırmak istemiyorsan —
    bloguma abone olmayı unutma!

    Her yeni yazı, sana umut dolu bir pencere açabilir.
    👉 Bloguma Abone Ol
    Seninle birlikte büyümek, daha da güzel.