Kategori: Hayata Dair

  • Sessizlikte Büyüyen Güç: Küçük Adımlarla Gelen Dönüşüm

    Sessizlikte Büyüyen Güç: Küçük Adımlarla Gelen Dönüşüm

    Sessizlikte Büyüyen Güç

    Bazen hiçbir şey yapmıyor gibi hissedersin.

    Hayat durmuş gibidir… sen de onunla birlikte susuyormuşsun gibi.

    Ama aslında fark etmeden büyüyorsun.

    Çünkü bazı dönüşümler sessizce olur.

    Gözle görünmeyen zamanlarda, içinden bir şey kıpırdar:

    Kimsenin bilmediği çaba,

    yalnız senin tanıdığın sabır,

    ve içini yoklayan o “bir şey yapmalıyım” duygusu…

    Hepsi bir hazırlığın işaretidir.


    Tohum Sessizdir, Ama İçinde Bir Ağaç Saklar

    Bir yazıya başlamadan önce günlerce düşündüğün oldu mu?

    Bir kod satırına bakıp anlayamasan da pes etmediğin?

    Açmadığın projeni her sabah hatırladığın?

    İşte bunların hepsi birer tohum.

    Ve şimdi… o tohumlar filizlenmek istiyor.


    Küçük Bir Adım, Büyük Bir Uyanıştır

    Büyük bir şey yapmana gerek yok.

    Bugün sadece:

    • Bir fikir not et.

    • Bir paragraf yaz.

    • Bir satır kodla uğraş.

    • Ya da sadece derin bir nefes al ve “hazırım” de.

    Çünkü zaten içindeki hazırlık çoktan tamamlandı.

    Sen yalnızca görünmesini bekliyordun.


    Hiçbir Şey Yapmıyor Gibi Hissettiğin Zamanlar…

    İçindeki emeğin en çok o anlarda büyür.

    Gözükmeyen, konuşulmayan, alkışlanmayan anlar vardır ya…

    İşte sen en çok o anlarda ilerledin.

    Ve şimdi o emek, ışığı hak ediyor.


    Bugün Sen Ne Yapacaksın?

    Belki küçücük bir şey…

    ama belki de birinin kalbine dokunacak kadar kıymetli.

    Yorumlara yaz istersen:

    Bugün hangi küçük adımı attın?Çünkü bazen sadece bir cümle,başkasının yeniden başlama sebebi olabilir.


    💬 Bu yazının kalbinde yatan duyguyu daha önce “Görünmeyen Emek” yazımda da paylaşmıştım. Henüz okumadıysan, belki bugün o yazıyla da buluşmanın zamanıdır.


  • Sessiz Bir Uyanış: İçsel Dönüşüm ve Kendini Yeniden İnşa Etmek

    Sessiz Bir Uyanış: İçsel Dönüşüm ve Kendini Yeniden İnşa Etmek

    Kıvılcımdan Başlayan Sessiz Bir Uyanış

    Bana mükemmel bir plan gerekmedi.

    Alkışlara ya da izinlere de ihtiyacım yoktu.

    Tek gereken, içimde hafifçe yanan bir kıvılcımdı —

    sessizce şunu söyleyen bir ses:

    “Henüz bitmedin.”

    Ve kalktım ayağa.

    Daha yüksek sesle değil, ama daha net. Bu benim kişisel gelişim yolculuğumun başlangıcıydı.


    Yavaş Ama Sağlam: Ayağa Kalkmak

    Her adımda uzun zamandır hissetmediğim bir şeyi hissetmeye başladım:

    Ait olma hissi.

    Bir yere ya da bir kişiye değil…Kendime.


    Kim Olduğumu Hatırlamak

    Çünkü fark ettim ki:

    Ben çöküşüm değilim.

    Ben yavaşlığım değilim.

    Kaybettiklerim ya da korkularım da değilim.

    Ben, bütün bunlardan sonra yeniden inşa etmeyi seçtiğim şeyim.

    İçsel dönüşüm, yeniden hissetmeye cesaret ettiğim yerde başlıyormuş.


    Umudun Sessiz Gücü

    Her şeyin umutsuz göründüğü anda bile hâlâ umut etmeye devam edebiliyorsam, bu yeniden başlama cesareti hâlâ içimde demektir.

    Ben artık hayattan kaçmak için değil, hayatla yüzleşmek için yürüyorum.

    Tam olarak.

    Cesurca. Samimiyetle.


    Son Söz: Yeniden Başlamak İçin Hiçbir Zaman Geç Değil

    Kendine doğru attığın her adım değerlidir.

    Bu yazı, kendini yeniden inşa etmek isteyenler için bir çağrı.

    Belki sen de bu satırlarla birlikte yürüyorsun…

    O zaman hoş geldin.

  • Yavaş Gittim Ama Vazgeçmedim

    Yavaş Gittim Ama Vazgeçmedim

    Herkesin Hızına Yetişmek Zorunda Değilsin

    Bazen çevrendeki herkes hızla ilerliyordur.

    Sen ise daha yavaş yürürsün…

    Ve bu yüzden durduğunu, geri kaldığını sanabilirsin.

    Ama aslında kendi ritmini koruyorsundur.

    Ve bu… çok kıymetlidir.


    Yorulmak İnsanidir, Ama Vazgeçmemek Güçtür

    Belki yoruldun,

    Belki kırıldın,

    Belki “Artık devam edemem” dediğin günler oldu.

    Ama yolun hâlâ orada duruyordu.

    Ve sen – her şeye rağmen – vazgeçmedin.


    Hayat Bir Yarış Değildir

    “Kimseyle yarışmıyorsun… Sadece kendi karanlığından geçip, kendi ışığına ulaşmaya çalışıyorsun.”

    Hızlı olman gerekmez.

    Görünür olman da şart değil.

    Yeter ki yolda kal.

    Çünkü yavaş giden de yol alır.


    Kendine İzin Ver: Yavaşla, Ama Vazgeçme

    Bu yolculukta bazen duraksarsın, bazen yürürsün.

    Ama hiçbir zaman tamamen bırakmazsın.

    İşte gerçek güç budur.


    Okura Soru

    Peki sen, hangi gün “Artık devam edemem” deyip yine de yoluna devam ettin?

    Yorumlarda paylaş — belki bir başkasına umut olursun.

  • Tarihi Sessizlikler: Görünmeyen Emekle Yazılan Hikâyeler

    Tarihi Sessizlikler: Görünmeyen Emekle Yazılan Hikâyeler

    Görünmeyen Emekle Yazılan Kaderler

    Tarihe yön veren birçok isim vardır. Ama o isimlerin arkasında kalan, gölgede duran görünmeyen emekleri çoğu zaman kimse fark etmez.

    Bir zaferin ardındaki gece uykusuz kalan strateji kurucusu…

    Bir konuşmanın ardında kelimeleri defalarca düzenleyen gölge bir kalem…

    Bir liderin ardında “ben varım” demeyen ama her zaman orada olan bir eş, bir anne, bir dost…


    Görünmeyen ama belirleyici…

    Rosa Parks sadece otobüste yerinden kalkmadı. Onun sessiz direnişini yıllarca taşıyan, ona destek olan yüzlerce isimsiz kadın vardı.

    Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimleri sadece onun kararlılığıyla değil, onu anlayan ve destekleyen öğretmenlerin, fikir insanlarının ve Anadolu’nun sessiz kahramanlarının emeğiyle kalıcı oldu.

    Martin Luther King’in “Bir hayalim var” konuşması bir milyon kişiye ulaştıysa; bu, onunla birlikte yürüyen ama ismi bilinmeyen binlerce insan sayesinde oldu.


    Ve Bugün…

    Bugün sen bir şeyler için çabalıyorsan…

    Kimse bilmese de, görmese de, alkışlamasa da…

    Unutma:

    Tarih, görünen isimlerle değil; görünmeyen emeklerle yazılır.


    Okuyucuya Çağrı:

    Hiç kendini tarihin gölgesinde kalan biri gibi hissettin mi?

    Yaptıkların görünmese de kıymetli olduğunu fark ettiğin bir an oldu mu?

    Yorumlara yaz. Çünkü senin hikâyen, bir gün bir başkasının ilhamı olabilir.

  • Fırtına Öncesi Sessizlik: Bir Cevap Yazısı

    Fırtına Öncesi Sessizlik: Bir Cevap Yazısı

    Bazen Bir Satır, İki Kalbi Birleştirir

    Dün bir yazı okudum.
    Yasemin Kafadar’ın kaleminden dökülen ‘O Sessizliği Çok İyi Bilirim’ başlıklı satırlar, benim ‘Görünmeyen Emek’ yazıma dokunarak bambaşka bir ruhla yeniden can buldu.

    Ama bu sadece bir alıntı değildi…
    Her kelimesi, benim iç sesimle buluşuyor gibiydi.

    Kendi sesiyle, kendi yüreğiyle yeniden yazılmıştı.
    Ve o an fark ettim:

    Bazen bir yazı yazarsın, ama başka biri onu tamamlar.


    Sessizlik Her Zaman Sükûnet Değildir

    “Fırtına öncesi sessizliktir” demişti Yasemin Kafadar…
    Ne kadar da tanıdık, ne kadar da haklı bir tespit.
    Dışarıdan sakin görünen hâllerin ardında, derin mücadeleler saklıdır.

    Ben de biliyorum o sessizliği.
    Kimsenin duymadığı, belki de duymasını istemediğimiz cümlelerin içinde büyüyen fırtınalar…

    Yarım kalmış yazılar, silinmiş satırlar, içten içe atılan ama kimsenin alkışlamadığı adımlar…


    Görünmeyen Emek, Görünmez Değildir

    Yasemin Kafadar’ın kaleminden dökülen o yazı, bana yeniden gösterdi:

    Bir cümle, başka bir yürekte yankı bulduğunda görünür olur.

    Görünmeyen emek, bazen bir başka kalbin aynasında ışığa çıkar.

    Ve bu, bir yazar için en büyük armağandır.


    Sessiz Ama Güçlü Yazılar

    Bu yüzden bu satırları, Yasemin Kafadar’a bir teşekkür olarak yazıyorum.
    Sessizliğin içindeki fırtınayı, o kadar derinden ve zarafetle ifade etmiş ki…

    Bir yazının sadece okunmadığını, hissedildiğini de bana yeniden hatırlattı.


    Okura Davet:

    Senin içindeki sessizlik en son ne zaman bir fırtına taşıdı?

    Yorumlarda paylaş.

    Belki de senin cümlen, bir başka yürekte yankı bulur…


  • Bugün Bir Şey Değiştir: Küçük Adımlarla Büyük Dönüşümleri Başlat

    Bugün Bir Şey Değiştir: Küçük Adımlarla Büyük Dönüşümleri Başlat

    Bugün de Aynı Geçti Deme

    Bazen içimizden şöyle geçiririz:

    “Bugün de diğerleri gibi…

    Ama farkında olmadan o tekrarın içinde kendimizi unutmaya başlarız.

    Oysa değişim,

    ne büyük planlar ister

    ne mükemmel anlar.

    Bazen sadece bir karar yeter.

    Bir cümle, bir nefes, bir adım…


    Küçük Değişim, Büyük Başlangıç

    Bugün sadece 5 dakika erken kalk.

    Bir pencere aç, bir sokak boyunca yürü.

    Çalışma masasını düzenle.

    Bir satır kod yaz,

    bir sayfa kitap oku,

    ya da kalbine dokunan bir yazıya başla.

    Çünkü küçük olan, zamanla

    yönü değiştiren fırtına olabilir.


    Değişim, Dışarıda Değil — İçinde

    Sen kendine “Ben değişiyorum” dediğinde,

    Hayat da sana göre yeniden şekil alır.

    Beklemek, zamanı tüketir.

    Ama harekete geçmek, zamanı seninle yürütür.


    Mükemmeli Bekleme

    Başlamak için “mükemmel zamanı” bekleme.

    Çünkü başladığın anda zaman zaten mükemmel olur.

    Bugün, ertelediğin o “yarın” olabilir.

    Ve belki de o “bir gün“, tam olarak bu gündür.


    Güç Sessizce Bekliyor

    Unutma:

    Bazen tek bir küçük değişiklik, gelecekteki en güçlü hâline açılan kapıdır.


    Okura Çağrı:

    Peki sen bugün neyi değiştirmek istiyorsun?

    Bir satırla bile olsa, yorumlara yaz.

    Birlikte görünür hâle getirelim o sessiz dönüşümü.

  • Bir Adım At, Gerisi Gelir

    Bir Adım At, Gerisi Gelir

    Kalem Senin Elinde

    Hayal kurmak kolaydır.

    Bir an gözlerini kaparsın, başka bir hayat belirir zihninde.

    Daha huzurlu, daha cesur, daha sen gibi bir hayat…

    Ama bazı insanlar sadece hayal etmez.

    Onlar, düşse bile yeniden ayağa kalkar.

    Yara alsalar da yürümeye devam eder.

    İşte sen de onlardansın.

    Bunu bil, çünkü yüreğinde hâlâ kıpırdayan bir umut var.


    Bir Savaşçının Sessizliği

    Sana “dur” diyen çok olacak.

    İç sesin bile bazen korkuyla konuşacak:

    “Geç kaldın…”

    “Yapamazsın…”

    “Zaten herkes senden önde…”

    Ama o sesin içinden başka bir ses yükselecek:

    “Denemeye değer.”

    İşte bu sesi susturma.

    Çünkü sen sadece bilen biri değil, başlayan birisin.


    Hikâyen Daha Yazılmadı

    En güzel tarafı da bu:

    Yolun nereye çıkacağını kimse bilmiyor.

    Sen bile.

    Ama biliyor musun?

    Bu belirsizlik, yolda olmanın en büyüleyici hâlidir.

    Çünkü hikâyen henüz yazılmadı.

    Ve kalem hâlâ senin elinde.


    Ne Yapmalı?

    Yapmak istiyorsan: Yap.

    Bilmiyorsan: Öğren.

    Yorulduysan: Dinlen.

    Ama… ne olur vazgeçme.

    Çünkü bu dünyada sadece bilenler değil, başlayanlar kazanır.

    Ve sen başladığında anlayacaksın ki:

    “Aslında… o kadar da geç değilmiş.”


    Son Not:

    Bugün yalnızca bir adım at.

    Bir düşünceyi not al, bir cümle yaz, bir nefeslik umut kur.

    Çünkü her yolculuk,

    küçücük ama kararlı bir adımla başlar.

  • Kodla Yükselen Hayat: Benim Yolculuğum

    Kodla Yükselen Hayat: Benim Yolculuğum

    Programlamaya Gönül Vermiş Bir İcra Memurunun Hikayesi

    Hayatımın bir yerinde şöyle bir cümle kurdum kendi kendime:

    “Devlet memuru olabilirim, ama hayallerim memuriyet sınırında kalmak zorunda değil.”

    Ben Mustafa Sait. SGK’da icra memuru olarak çalışıyorum. Mesleğimi severek yapıyorum. Ama içimde yıllardır kıpır kıpır bir başka tutku var: bilgisayar programcılığı.

    Nereden Nereye?

    İlk bilgisayarımda oyun oynarken başlamıştı her şey. Daha sonra kendime şu soruyu sordum:
    “Bu oyunları oynayan bensem, neden bir gün yapanı da ben olmayayım?”

    Zamanla meraklarım beni HTML, CSS ve JavaScript gibi kavramlara itti. Sonra Python, Django, React derken, artık YouTube’da eğitim videoları izlerken not defterim elimden düşmüyordu.

    Ama bir yandan sabah işe git, dosyalarla uğraş, bir yandan çocuklarla ilgilen, sonra programlama öğren… Kolay değil. Ama gerçekten istediğin bir şey varsa, fırsat yaratmayı öğreniyorsun.

    Gece 23:00’te Kod Yazmak

    Çocuklar uyuduktan sonra bilgisayarı açıp VSCode ekranına bakarken gözlerimden yaş geldiği zamanlar oldu. Yorgunluk değil bu, umut…

    Her satır kod yazdığımda, kendi geleceğimi şekillendiriyorum gibi hissediyorum. Yazılım bana sadece teknik bilgi değil, bir özgürlük hayali de veriyor.

    Bu Blog Neden Var?

    Bu blogda sadece teknik bilgiler paylaşmak değil, aynı zamanda bu yolculuğun duygusal tarafını da yazmak istiyorum. Çünkü biliyorum, benim gibi bu yola çıkan ama zaman zaman yorulan, yolunu kaybeden çok insan var.

    Bu blogda şunları bulacaksınız:

    • Kendi yazılım öğrenme sürecim
    • İş ve aile yaşamı arasında zaman yönetimi
    • Gerçek projeler, hatalar ve çözümler
    • Satranç ve yazılımın ortak noktaları
    • Kimi zaman sadece iç dökme yazıları

    Son Söz

    Ben hâlâ öğrenme yolundayım. Belki sen de bu yoldasın. Belki benden ileridesin, belki geride. Ama önemli olan aynı yolda yürümek.
    O yüzden bu blog, bir nevi yol arkadaşlığı.

    Bu yazıyı tam anlamak için önce
    👉 Kodla Tanıştım, Kendimle Buluştum yazıma göz atmanı öneririm.
    Çünkü her yükselişin arkasında, önce kendinle karşılaşmak vardır.

    Yorumlara yaz, mail at, birlikte ilerleyelim.
    Çünkü biliyorum: birlikte öğrenmek, yalnız başına ezberlemekten çok daha güçlü.

    Selam ve kod dolu günler ile…

  • Blog Tutmak: Sabırla Yazmak

    Blog Tutmak: Sabırla Yazmak

    Blog Açmak Kolaydır, Ama Sadakat İster

    Yazmak bir heves değil; bir sadakattir.

    Çünkü blog tutmak, sadece cümle kurmak değil — kendi sesine sadık kalmaktır.


    Her Yazı Bir Tuğladır

    İlk yazılarım okunmadı belki.

    Ama ben yazdım.

    Çünkü her yazı, içimde bir duvar örüyordu. Her cümle, o duvarda bir tuğlaydı.

    Ve ben fark ettim ki:

    Okunmasa da yazmak, insanı içeriden içeriden büyütüyordu.


    Sabırla Gelen Dönüşüm

    Blog yazmak, sadece bir alışkanlık değil…

    Kendi iç sesini dinlemeye gönüllü olmaktır.

    Kimi zaman tıkanmak, kimi zaman durmak, kimi zaman da sadece bir satırla nefes almaktır.

    Bir disiplin değildir bu; bir bağlılıktır. Vazgeçmemeye kendine verdiğin söz gibidir.


    Kendinle Konuşmanın En Sessiz Hali

    Yazarken bazen tek okuyucun sensin.

    Ama en çok da o haldesin gerçekte.

    Çünkü bazı yazılar okunmak için değil — içten içe anlaşılmak için yazılır.

    Ve sen kendini anladığında, dünya biraz daha az gürültülü olur.


    Devam Etmek İçin Bir Adım Yeter

    Her şey durduğunda bile, bir yazı yazabiliyorsan — hâlâ yol vardır demektir.

    Bazen sadece bir adım…

    📎 “Bir Adım At, Gerisi Gelir”

    Bu yazıda, içimde kıpırdayan o ilk adımı anlattım. Belki sana da ilham olur.


    Okuyucuya Çağrı

    Sen de yazıyor musun? Ya da sadece yazmayı düşünen ama erteleyenlerden misin?

    Bir cümle bile yazsan, yolculuk başlamış sayılır.

    Yorumlara yaz istersen:

    “Ben de buradayım.”

    Bazen sadece bu kadar bile yeter, bir yolun başı olmak için.

    Yazar Notu:

    İlk yazımı hatırlıyorum…
    O heyecanı ve “kim okuyacak ki?” kaygısını.
    Yazmak sadece paylaşmak değil, aslında kendine verdiğin bir söz.
    “Ben buradayım. Duyulmasam da, yazacağım.”
    Bazen yazılar okunmaz, ama yine de bir yerde yankı bulur.
    Eğer yazmak istiyorsan, unutma:

    İlk satır cesaret ister, devam etmek ise sadakat.
    Bu blog, benim kendime olan sadakatim. Okuyan herkese teşekkür ederim. Yazmaya devam edeceğim, çünkü bir gün senin de kelimelerin yankı bulacak.