Kategori: Duygularla Yazmak

  • Bir Sabah Gibi Uyandım: İçimdeki Sessiz Hayatı Uyandırmak

    Bir Sabah Gibi Uyandım: İçimdeki Sessiz Hayatı Uyandırmak

    Uzun bir sessizliğin içinden geçtim.
    Dışarıdan “yaşıyor” gibiydim…

    Ama içimde bir şeyler çoktan susmuştu.
    Her gün aynı döngü, aynı yorgunluk, aynı iç çekiş…
    Sanki ruhum bir tür bitkisel hayattaydı.

    Ama sonra, sıradan bir sabah sandığım bir anda içimde bir ses yükseldi:
    “Uyan artık… Bu hayat senin.”

    İşte o sabah, bir şeyler kıpırdadı.

    Bu yazı serisi, işte tam da bu uyanışın izlerini taşıyacak.
    Belki sen de kendi içindeki sesi duymaya başlarsın…

  • Kırıldım Ama Dağılmadım: Gerçek Güç Sessizlikte Gizlidir

    Kırıldım Ama Dağılmadım: Gerçek Güç Sessizlikte Gizlidir

    Hayat bazen öyle anlar yaşatır ki, bir kelimeye bile tahammülün kalmaz. Güçlü görünürsün… çünkü herkes seni öyle tanımıştır. Ama içten içe dağılmışsındır. Yine de kimseye belli etmezsin. Sessizce kendini toplamaya çalışırsın.


    Kırılmak, Dağılmak Değildir

    Çünkü bilirsin:

    Her kırık, dağılmak zorunda değildir.

    Bazen kırılmak, yeniden şekillenmektir. Ben de çok kez kırıldım. Ama hayallerimi, sevgimi ve umudumu dağıtmadım.


    İçimdeki Ses: “Daha Yapacak Çok Şeyin Var”

    Kırıldığımda bile içimde hep bir ses vardı:

    “Şimdi değil… Daha yapacak çok şeyin var.”

    O sesi duyan herkes bilir:
    Gerçek güç, hiç kırılmamak değil;
    Kırılıp yine de sevmeye, devam etmeye, yürümeye cesaret edebilmektir.


    Kırıklardan Öğrenmek

    Bugün hâlâ ayaktaysam, o kırıklara teşekkür ederim.
    Beni ben yapan, tam da onların içinden geçerken öğrendiklerimdi.


    💭 Okura Soru:

    Peki ya sen?

    Hiç kırıldığın halde içindeki umutları dağıtmadığın oldu mu?

    Yorumlarda paylaş, çünkü senin yaşadıkların bir başkasına ışık olabilir.

  • Okunmak Değil, Anlaşılmak: Blogumun İlk Adımları Karşılık Buldu

    Okunmak Değil, Anlaşılmak: Blogumun İlk Adımları Karşılık Buldu

    İlk Abonelerim: Küçük Bir Bildirim, Büyük Bir Bağ

    Bloguma başladığımda içten içe hep şunu hayal etmiştim:

    “Bir gün birileri bu satırları okuyacak.”

    Ve bugün o hayal gerçek oldu.

    İlk abonelerimi gördüm. Bu sadece birkaç sayı değil.Bu, bir bağ. Bir iz. Bir yankı.


    Neden Bu Kadar Heyecanlandım?

    Siz bu bloga abone oldunuz çünkü burada bir şey buldunuz:

    Belki bir duygu,

    Belki bir fikir,

    Belki sadece bir cümlede yankı bulan bir his…

    Ne olduğunu tam olarak bilmiyorum. Ama bildiğim tek şey şu: Teşekkür ederim.


    Artık Bu Blog Sadece Benim Değil

    Seninle birlikte bu blog başka bir anlam kazandı. Artık her yazı sadece benim iç döküşüm değil, aynı zamanda bir “karşılık verme” duygusu. Senin okuma ihtimalin, yazarken beni daha dikkatli, daha sorumlu ve daha umutlu yapıyor. Bu bir yolculuksa, artık yalnız değilim.


    Birbirimizi Tanımasak da Aynı Satırda Buluştuk

    Belki birbirimizi tanımıyoruz.

    Ama bu satırda buluştuk.

    Ve bu buluşma benim için çok şey ifade ediyor.

    İlk abonelerim, hoş geldin. Bu blog artık sadece “benim için” değil — “bizim için”.


    Okura Çağrı

    Bu satırları okuyorsanız siz de artık yol arkadaşlarım sayılırsınız. Yorumlarda ilk karşılaşmamızı kutlayalım mı?

  • Blog Tutmak Bana Ne Kazandırdı? Deneyim, Özgüven ve İçsel Dönüşüm

    Blog Tutmak Bana Ne Kazandırdı? Deneyim, Özgüven ve İçsel Dönüşüm

    Neden Blog Yazmaya Başladım?

    İlk yazımı paylaştığım günü hatırlıyorum…

    Kimse okusun diye değil, içimdekini dökmek için başlamıştım.

    Basit, sade bir gündü ama benim için sessiz bir devrimdi.


    Blog Yazmak Neyi Değiştirdi?

    1. Daha planlı yaşamaya başladım.

    Yazacak bir şeyler olması için günü fark ederek yaşamaya başladım.

    2. Kendimi ifade etme becerim gelişti.

    Duygularımı, düşüncelerimi kelimelere dökmek kolay değildi. Ama zamanla akmaya başladı.

    3. Yazılım yolculuğum daha bilinçli hale geldi.

    Kodlama öğrenirken yaşadıklarımı paylaşmak, süreci benim için daha anlamlı hale getirdi.


    Kendime Ayna Tuttum

    Blog sadece yazmak değil, aynı zamanda dönüp kendine bakmakmış.Geçmiş yazılarıma dönüp baktığımda nasıl düşündüğümü, nelerden etkilendiğimi görüyorum.Bu bana kendi gelişimimi görme fırsatı veriyor.


    Okuyucu İle Bağ Kurmak

    Yorum yazan birini görünce anladım ki;

    Kelime, bazen bir başkasına dokunabiliyor.Bir kişinin bile “ben de böyle hissediyorum” demesi, yazma sebebini güçlendiriyor.


    Blog Yazmak Bir Kimlik Haline Geldi

    Artık sadece bir “blog yazarı” değilim.

    Yazan, düşünen, sorgulayan bir insanım.Blog tutmak bana sadece yazı değil, bakış açısı kazandırdı.


    Yeni Başlayacaklara Küçük Tavsiye

    Mükemmel başlamana gerek yok.Sade ve dürüst yaz.İçinden ne geçiyorsa onu yaz, çünkü samimiyet algoritmadan güçlüdür.


    Son Söz: Yazmak, Büyümektir

    Her yazı bir adım. Her kelime, biraz daha sana yaklaştırır seni.

    Blog tutmak, bazen kendiyle yapılan bir sohbet…

    Bazen sessiz bir çığlık…

    Ve çoğu zaman kendini hatırlama biçimidir.

  • Sessizlikte Büyüyen Kodlar: Gecenin Öğrettikleri

    Sessizlikte Büyüyen Kodlar: Gecenin Öğrettikleri

    Gecenin Sessizliğiyle Gelen İlham

    Geceleri bir başka oluyor kodla konuşmak…

    Sessizlik sarıyor etrafımı. Bildirimler susmuş, dünya yavaşlamış.

    Ve o anlarda fark ediyorum: sadece kod değil, düşünce akıyor parmaklarımdan.


    Bazı Satırlar Gece Yazılır

    Bazen sadece bir print("Hello") satırıyla başlıyorum…
    Ama devamında o satır, beni bir yolculuğa çıkarıyor.
    Koddan çok, düşünce akıyor parmaklarımdan.
    Ve fark ediyorum: gece beni susturmuyor, kendimle buluşturuyor.


    Koddan Çok, Düşünce Akıyor

    Gündüzün gürültüsünde kaybolan fikirler, gece sessizliğinde can buluyor. Kodlar sadece komut değil — bazen içimizin yankısı oluyor.


    Üretkenlik Bitmiş Kodda Değil, Başlamada Saklı

    Artık biliyorum:
    Üretkenlik sadece bitmiş projelerde, tamamlanmış kodlarda saklı değil.
    Bazen sadece “yazmaya başlamak” bile yeter.
    Bazen sadece “sessizce oturmak”…
    Ve içinden geçenleri dinlemek.


    Okura Çağrı:

    Senin Gecen Ne Söyledi?

    Gecenin sana neler öğrettiğini hiç düşündün mü?
    Belki bir satır kod yazdın, belki sadece pencereye baktın…
    Ama o an sana ne fısıldadıysa, yorumlara yaz.
    Belki sessizliğimizde ortak bir ses vardır.

    Bu yazı, bir önceki
    👉 Dijital Gürültü İçinde Sessiz İlerleyiş
    ve
    👉 Bir Geliştiricinin Sessiz Günü
    yazılarımın bir devamı olarak düşünülebilir.
    Sessizlikte geçen günler, aslında geleceğe atılan en sağlam adımlardır.

  • Sessizlikte Büyüyen Güç: Küçük Adımlarla Gelen Dönüşüm

    Sessizlikte Büyüyen Güç: Küçük Adımlarla Gelen Dönüşüm

    Sessizlikte Büyüyen Güç

    Bazen hiçbir şey yapmıyor gibi hissedersin.

    Hayat durmuş gibidir… sen de onunla birlikte susuyormuşsun gibi.

    Ama aslında fark etmeden büyüyorsun.

    Çünkü bazı dönüşümler sessizce olur.

    Gözle görünmeyen zamanlarda, içinden bir şey kıpırdar:

    Kimsenin bilmediği çaba,

    yalnız senin tanıdığın sabır,

    ve içini yoklayan o “bir şey yapmalıyım” duygusu…

    Hepsi bir hazırlığın işaretidir.


    Tohum Sessizdir, Ama İçinde Bir Ağaç Saklar

    Bir yazıya başlamadan önce günlerce düşündüğün oldu mu?

    Bir kod satırına bakıp anlayamasan da pes etmediğin?

    Açmadığın projeni her sabah hatırladığın?

    İşte bunların hepsi birer tohum.

    Ve şimdi… o tohumlar filizlenmek istiyor.


    Küçük Bir Adım, Büyük Bir Uyanıştır

    Büyük bir şey yapmana gerek yok.

    Bugün sadece:

    • Bir fikir not et.

    • Bir paragraf yaz.

    • Bir satır kodla uğraş.

    • Ya da sadece derin bir nefes al ve “hazırım” de.

    Çünkü zaten içindeki hazırlık çoktan tamamlandı.

    Sen yalnızca görünmesini bekliyordun.


    Hiçbir Şey Yapmıyor Gibi Hissettiğin Zamanlar…

    İçindeki emeğin en çok o anlarda büyür.

    Gözükmeyen, konuşulmayan, alkışlanmayan anlar vardır ya…

    İşte sen en çok o anlarda ilerledin.

    Ve şimdi o emek, ışığı hak ediyor.


    Bugün Sen Ne Yapacaksın?

    Belki küçücük bir şey…

    ama belki de birinin kalbine dokunacak kadar kıymetli.

    Yorumlara yaz istersen:

    Bugün hangi küçük adımı attın?Çünkü bazen sadece bir cümle,başkasının yeniden başlama sebebi olabilir.


    💬 Bu yazının kalbinde yatan duyguyu daha önce “Görünmeyen Emek” yazımda da paylaşmıştım. Henüz okumadıysan, belki bugün o yazıyla da buluşmanın zamanıdır.


  • Sessiz Bir Uyanış: İçsel Dönüşüm ve Kendini Yeniden İnşa Etmek

    Sessiz Bir Uyanış: İçsel Dönüşüm ve Kendini Yeniden İnşa Etmek

    Kıvılcımdan Başlayan Sessiz Bir Uyanış

    Bana mükemmel bir plan gerekmedi.

    Alkışlara ya da izinlere de ihtiyacım yoktu.

    Tek gereken, içimde hafifçe yanan bir kıvılcımdı —

    sessizce şunu söyleyen bir ses:

    “Henüz bitmedin.”

    Ve kalktım ayağa.

    Daha yüksek sesle değil, ama daha net. Bu benim kişisel gelişim yolculuğumun başlangıcıydı.


    Yavaş Ama Sağlam: Ayağa Kalkmak

    Her adımda uzun zamandır hissetmediğim bir şeyi hissetmeye başladım:

    Ait olma hissi.

    Bir yere ya da bir kişiye değil…Kendime.


    Kim Olduğumu Hatırlamak

    Çünkü fark ettim ki:

    Ben çöküşüm değilim.

    Ben yavaşlığım değilim.

    Kaybettiklerim ya da korkularım da değilim.

    Ben, bütün bunlardan sonra yeniden inşa etmeyi seçtiğim şeyim.

    İçsel dönüşüm, yeniden hissetmeye cesaret ettiğim yerde başlıyormuş.


    Umudun Sessiz Gücü

    Her şeyin umutsuz göründüğü anda bile hâlâ umut etmeye devam edebiliyorsam, bu yeniden başlama cesareti hâlâ içimde demektir.

    Ben artık hayattan kaçmak için değil, hayatla yüzleşmek için yürüyorum.

    Tam olarak.

    Cesurca. Samimiyetle.


    Son Söz: Yeniden Başlamak İçin Hiçbir Zaman Geç Değil

    Kendine doğru attığın her adım değerlidir.

    Bu yazı, kendini yeniden inşa etmek isteyenler için bir çağrı.

    Belki sen de bu satırlarla birlikte yürüyorsun…

    O zaman hoş geldin.

  • Sustum, Yandım, Gittim… Ama Güçlü Döndüm

    Sustum, Yandım, Gittim… Ama Güçlü Döndüm

    Herkese Bahar Aynı Anda Gelmez

    Hayat herkese adil davranmaz.

    Bazılarına erken bahar gelirken, bazılarına uzun kışlar düşer.

    Ben o kışlarda yürüyenlerdenim.


    Sessizliğin İçindeki Gücü Keşfetmek

    Konuşmam gereken yerde sustum.

    Kimseyi kırmamak adına içime attım.

    Sessizlikte boğuldum belki ama…

    O sessizlikte kendimi dinlemeyi öğrendim.


    Kırıldım Ama Dağılmadım

    En yakınlarımın kelimeleriyle, en beklenmedik anlarda kırıldım.

    Ama içimde hâlâ toparlanacak bir umut vardı.

    Yavaş gittim, evet…

    Ama asla geri dönmedim.

    Çünkü bazen hayat, bir yarış değil; bir direnç meselesidir.


    Yavaş Yavaş Güçlendim

    Her adımda kendime biraz daha yaklaştım.

    Sustukça derinleştim, kırıldıkça güçlendim, gittikçe büyüdüm.

    Yavaş ama bilinçli adımlar, beni buraya getirdi.

    Ve şimdi buradayım.

    Kendimle barışık, geçmişiyle kavgalı ama geleceğe umutla bakan biri olarak.


    Zor Zamanlardan Geçenlere…

    Bu yazı sana da gelsin.

    Eğer şu an zor bir dönemden geçiyorsan, bil ki yalnız değilsin.

    Kırılmış olabilirsin, ama dağılmak zorunda değilsin.

    Yavaş gidiyor olabilirsin, ama vazgeçmek zorunda değilsin.

    Hayat bazen sadece yürümeye devam edenleri ödüllendirir.

    Yavaş git, ama devam et.

    Kırıl, ama güzelleş.

    Sus, ama içinden yükselen sesi sakın susturma.


    Gerçek Güç, Görünmeyen Savaşlarda Saklıdır

    Gerçek güç, görünmeyen savaşlardan sağ çıkanların yüreğinde saklıdır.


    Okura Çağrı:

    Sen hangi yarandan güçlendin?

    Yorumlara yaz, belki bir başkası da senin sözlerinde kendi gücünü bulur.

  • Yavaş Gittim Ama Vazgeçmedim

    Yavaş Gittim Ama Vazgeçmedim

    Herkesin Hızına Yetişmek Zorunda Değilsin

    Bazen çevrendeki herkes hızla ilerliyordur.

    Sen ise daha yavaş yürürsün…

    Ve bu yüzden durduğunu, geri kaldığını sanabilirsin.

    Ama aslında kendi ritmini koruyorsundur.

    Ve bu… çok kıymetlidir.


    Yorulmak İnsanidir, Ama Vazgeçmemek Güçtür

    Belki yoruldun,

    Belki kırıldın,

    Belki “Artık devam edemem” dediğin günler oldu.

    Ama yolun hâlâ orada duruyordu.

    Ve sen – her şeye rağmen – vazgeçmedin.


    Hayat Bir Yarış Değildir

    “Kimseyle yarışmıyorsun… Sadece kendi karanlığından geçip, kendi ışığına ulaşmaya çalışıyorsun.”

    Hızlı olman gerekmez.

    Görünür olman da şart değil.

    Yeter ki yolda kal.

    Çünkü yavaş giden de yol alır.


    Kendine İzin Ver: Yavaşla, Ama Vazgeçme

    Bu yolculukta bazen duraksarsın, bazen yürürsün.

    Ama hiçbir zaman tamamen bırakmazsın.

    İşte gerçek güç budur.


    Okura Soru

    Peki sen, hangi gün “Artık devam edemem” deyip yine de yoluna devam ettin?

    Yorumlarda paylaş — belki bir başkasına umut olursun.

  • Görünmeyen Emek: Kimsenin Bilmediği Mücadeleler

    Görünmeyen Emek: Kimsenin Bilmediği Mücadeleler

    Bazı savaşlar vardır…

    Ne alkışlanır, ne anlatılır.

    Ama her sabah, yeniden başlamak için verilir.

    Gün gelir, o savaşın adı sadece “devam etmek” olur.

    Kimsenin bilmediği ama senin içini kavuran o mücadele…

    Bir gülümsemeye rağmen bastırdığın gözyaşları…

    Bir “iyiyim” sözünün ardında susturduğun yorgunluk…


    Görünmeden Var Olmak

    Bazen herkes seni güçlü sanır.

    Çünkü ağlamadın.

    Çünkü vazgeçmedin.

    Çünkü sustun…

    Ama sen bilirsin:

    O sessizlik ne büyük bir gürültüdür içeride.


    Sessiz Mücadele de Mücadeledir

    Geceleri kimseye anlatmadan dua etmek…

    Kalbin sıkışırken dışarıda sakin görünmek…

    Yorgunluğunu başkalarına yük etmeden taşımak…

    İşte en büyük zaferlerden bazıları budur.

    Ve bu mücadele, göründüğünden daha değerlidir.

    Çünkü seyircisi olmayan savaşın, sadece yüreği vardır.


    Kendini Onurlandır

    Bugün dur ve şöyle de:

    “Ben fark edilmesem de, elimden gelenin en iyisini yapıyorum.”

    Çünkü görünmeyen emek, en çok senin şefkatini hak eder.

    Senin içsel alkışına, senin takdirine ihtiyacı vardır.


    Okuyucuya Çağrı:

    Peki senin kimsenin bilmediği mücadelen neydi?

    Yorumlara sadece bir kelime bile yazsan, belki başkası kendi sessizliğini duymaya cesaret eder.

    Bugün seni alkışlayan kimse olmayabilir…

    Ama ben buradayım.

    Ve sessizliğini duyuyorum.