Kategori: Blog Günlükleri

  • Görünmeyen Emek: Kimsenin Bilmediği Mücadeleler

    Görünmeyen Emek: Kimsenin Bilmediği Mücadeleler

    Bazı savaşlar vardır…

    Ne alkışlanır, ne anlatılır.

    Ama her sabah, yeniden başlamak için verilir.

    Gün gelir, o savaşın adı sadece “devam etmek” olur.

    Kimsenin bilmediği ama senin içini kavuran o mücadele…

    Bir gülümsemeye rağmen bastırdığın gözyaşları…

    Bir “iyiyim” sözünün ardında susturduğun yorgunluk…


    Görünmeden Var Olmak

    Bazen herkes seni güçlü sanır.

    Çünkü ağlamadın.

    Çünkü vazgeçmedin.

    Çünkü sustun…

    Ama sen bilirsin:

    O sessizlik ne büyük bir gürültüdür içeride.


    Sessiz Mücadele de Mücadeledir

    Geceleri kimseye anlatmadan dua etmek…

    Kalbin sıkışırken dışarıda sakin görünmek…

    Yorgunluğunu başkalarına yük etmeden taşımak…

    İşte en büyük zaferlerden bazıları budur.

    Ve bu mücadele, göründüğünden daha değerlidir.

    Çünkü seyircisi olmayan savaşın, sadece yüreği vardır.


    Kendini Onurlandır

    Bugün dur ve şöyle de:

    “Ben fark edilmesem de, elimden gelenin en iyisini yapıyorum.”

    Çünkü görünmeyen emek, en çok senin şefkatini hak eder.

    Senin içsel alkışına, senin takdirine ihtiyacı vardır.


    Okuyucuya Çağrı:

    Peki senin kimsenin bilmediği mücadelen neydi?

    Yorumlara sadece bir kelime bile yazsan, belki başkası kendi sessizliğini duymaya cesaret eder.

    Bugün seni alkışlayan kimse olmayabilir…

    Ama ben buradayım.

    Ve sessizliğini duyuyorum.

  • Tarihi Sessizlikler: Görünmeyen Emekle Yazılan Hikâyeler

    Tarihi Sessizlikler: Görünmeyen Emekle Yazılan Hikâyeler

    Görünmeyen Emekle Yazılan Kaderler

    Tarihe yön veren birçok isim vardır. Ama o isimlerin arkasında kalan, gölgede duran görünmeyen emekleri çoğu zaman kimse fark etmez.

    Bir zaferin ardındaki gece uykusuz kalan strateji kurucusu…

    Bir konuşmanın ardında kelimeleri defalarca düzenleyen gölge bir kalem…

    Bir liderin ardında “ben varım” demeyen ama her zaman orada olan bir eş, bir anne, bir dost…


    Görünmeyen ama belirleyici…

    Rosa Parks sadece otobüste yerinden kalkmadı. Onun sessiz direnişini yıllarca taşıyan, ona destek olan yüzlerce isimsiz kadın vardı.

    Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimleri sadece onun kararlılığıyla değil, onu anlayan ve destekleyen öğretmenlerin, fikir insanlarının ve Anadolu’nun sessiz kahramanlarının emeğiyle kalıcı oldu.

    Martin Luther King’in “Bir hayalim var” konuşması bir milyon kişiye ulaştıysa; bu, onunla birlikte yürüyen ama ismi bilinmeyen binlerce insan sayesinde oldu.


    Ve Bugün…

    Bugün sen bir şeyler için çabalıyorsan…

    Kimse bilmese de, görmese de, alkışlamasa da…

    Unutma:

    Tarih, görünen isimlerle değil; görünmeyen emeklerle yazılır.


    Okuyucuya Çağrı:

    Hiç kendini tarihin gölgesinde kalan biri gibi hissettin mi?

    Yaptıkların görünmese de kıymetli olduğunu fark ettiğin bir an oldu mu?

    Yorumlara yaz. Çünkü senin hikâyen, bir gün bir başkasının ilhamı olabilir.

  • Yavaş İlerlemenin Gücü: Bir Adım Atın

    Yavaş İlerlemenin Gücü: Bir Adım Atın

    Büyük Planlar, Küçük Başlangıçlarla Başlar

    Bazı günler büyük hedeflerle başlarız:

    Yeni projeler, uzun okumalar, saatlerce kod yazmak isteriz.

    Ama sonra hayat araya girer…Yorgunluk, kararsızlık, dikkat dağınıklığı derken, gün hiç fark ettirmeden sona erer.


    Küçük Bir Adım Atmak Her Şeydir

    İşte o zaman kendime hep şunu hatırlatırım:

    “Hiçbir şey yapmamak yerine, bir küçük adım at.”

    Bir satır kod,

    Bir satır yazı,

    Bir kitap sayfası…

    Hatta sadece bir not defteri açmak bile yeter.


    Küçük Ama Etkili Alışkanlıklar Oluştur

    Küçük ilerlemeler görünmez gibi dursa da birikir.

    Ve biriken her şey, seni olduğun yerden alıp gideceğin yere doğru taşır.

    Bugün sadece 5 dakikan mı var?

    O hâlde o 5 dakikayı kendin için değerlendir.

    Çünkü hiçbir şey yapmamaktan daha kıymetlidir.


    Hızlı Olmak Zorunda Değilsin – Ama Durmamak Zorundasın

    Hızlı gitmek zorunda değilsin. durmak yok.”

    Bir küçük adım:

    Yeni bir alışkanlık başlatır,

    Bir zincir kurar,

    Ve seni hayalindeki versiyona yaklaştırır.


    📌 Okura Çağrı

    Bugün senin küçük adımın ne olacak?

    Yorumlarda paylaş.

    Belki de senin 5 dakikalık çaban, bir başkasına ilham olur.

  • Kodla Yükselen Hayat: Benim Yolculuğum

    Kodla Yükselen Hayat: Benim Yolculuğum

    Programlamaya Gönül Vermiş Bir İcra Memurunun Hikayesi

    Hayatımın bir yerinde şöyle bir cümle kurdum kendi kendime:

    “Devlet memuru olabilirim, ama hayallerim memuriyet sınırında kalmak zorunda değil.”

    Ben Mustafa Sait. SGK’da icra memuru olarak çalışıyorum. Mesleğimi severek yapıyorum. Ama içimde yıllardır kıpır kıpır bir başka tutku var: bilgisayar programcılığı.

    Nereden Nereye?

    İlk bilgisayarımda oyun oynarken başlamıştı her şey. Daha sonra kendime şu soruyu sordum:
    “Bu oyunları oynayan bensem, neden bir gün yapanı da ben olmayayım?”

    Zamanla meraklarım beni HTML, CSS ve JavaScript gibi kavramlara itti. Sonra Python, Django, React derken, artık YouTube’da eğitim videoları izlerken not defterim elimden düşmüyordu.

    Ama bir yandan sabah işe git, dosyalarla uğraş, bir yandan çocuklarla ilgilen, sonra programlama öğren… Kolay değil. Ama gerçekten istediğin bir şey varsa, fırsat yaratmayı öğreniyorsun.

    Gece 23:00’te Kod Yazmak

    Çocuklar uyuduktan sonra bilgisayarı açıp VSCode ekranına bakarken gözlerimden yaş geldiği zamanlar oldu. Yorgunluk değil bu, umut…

    Her satır kod yazdığımda, kendi geleceğimi şekillendiriyorum gibi hissediyorum. Yazılım bana sadece teknik bilgi değil, bir özgürlük hayali de veriyor.

    Bu Blog Neden Var?

    Bu blogda sadece teknik bilgiler paylaşmak değil, aynı zamanda bu yolculuğun duygusal tarafını da yazmak istiyorum. Çünkü biliyorum, benim gibi bu yola çıkan ama zaman zaman yorulan, yolunu kaybeden çok insan var.

    Bu blogda şunları bulacaksınız:

    • Kendi yazılım öğrenme sürecim
    • İş ve aile yaşamı arasında zaman yönetimi
    • Gerçek projeler, hatalar ve çözümler
    • Satranç ve yazılımın ortak noktaları
    • Kimi zaman sadece iç dökme yazıları

    Son Söz

    Ben hâlâ öğrenme yolundayım. Belki sen de bu yoldasın. Belki benden ileridesin, belki geride. Ama önemli olan aynı yolda yürümek.
    O yüzden bu blog, bir nevi yol arkadaşlığı.

    Bu yazıyı tam anlamak için önce
    👉 Kodla Tanıştım, Kendimle Buluştum yazıma göz atmanı öneririm.
    Çünkü her yükselişin arkasında, önce kendinle karşılaşmak vardır.

    Yorumlara yaz, mail at, birlikte ilerleyelim.
    Çünkü biliyorum: birlikte öğrenmek, yalnız başına ezberlemekten çok daha güçlü.

    Selam ve kod dolu günler ile…

  • Blog Tutmak: Sabırla Yazmak

    Blog Tutmak: Sabırla Yazmak

    Blog Açmak Kolaydır, Ama Sadakat İster

    Yazmak bir heves değil; bir sadakattir.

    Çünkü blog tutmak, sadece cümle kurmak değil — kendi sesine sadık kalmaktır.


    Her Yazı Bir Tuğladır

    İlk yazılarım okunmadı belki.

    Ama ben yazdım.

    Çünkü her yazı, içimde bir duvar örüyordu. Her cümle, o duvarda bir tuğlaydı.

    Ve ben fark ettim ki:

    Okunmasa da yazmak, insanı içeriden içeriden büyütüyordu.


    Sabırla Gelen Dönüşüm

    Blog yazmak, sadece bir alışkanlık değil…

    Kendi iç sesini dinlemeye gönüllü olmaktır.

    Kimi zaman tıkanmak, kimi zaman durmak, kimi zaman da sadece bir satırla nefes almaktır.

    Bir disiplin değildir bu; bir bağlılıktır. Vazgeçmemeye kendine verdiğin söz gibidir.


    Kendinle Konuşmanın En Sessiz Hali

    Yazarken bazen tek okuyucun sensin.

    Ama en çok da o haldesin gerçekte.

    Çünkü bazı yazılar okunmak için değil — içten içe anlaşılmak için yazılır.

    Ve sen kendini anladığında, dünya biraz daha az gürültülü olur.


    Devam Etmek İçin Bir Adım Yeter

    Her şey durduğunda bile, bir yazı yazabiliyorsan — hâlâ yol vardır demektir.

    Bazen sadece bir adım…

    📎 “Bir Adım At, Gerisi Gelir”

    Bu yazıda, içimde kıpırdayan o ilk adımı anlattım. Belki sana da ilham olur.


    Okuyucuya Çağrı

    Sen de yazıyor musun? Ya da sadece yazmayı düşünen ama erteleyenlerden misin?

    Bir cümle bile yazsan, yolculuk başlamış sayılır.

    Yorumlara yaz istersen:

    “Ben de buradayım.”

    Bazen sadece bu kadar bile yeter, bir yolun başı olmak için.

    Yazar Notu:

    İlk yazımı hatırlıyorum…
    O heyecanı ve “kim okuyacak ki?” kaygısını.
    Yazmak sadece paylaşmak değil, aslında kendine verdiğin bir söz.
    “Ben buradayım. Duyulmasam da, yazacağım.”
    Bazen yazılar okunmaz, ama yine de bir yerde yankı bulur.
    Eğer yazmak istiyorsan, unutma:

    İlk satır cesaret ister, devam etmek ise sadakat.
    Bu blog, benim kendime olan sadakatim. Okuyan herkese teşekkür ederim. Yazmaya devam edeceğim, çünkü bir gün senin de kelimelerin yankı bulacak.

  • Dijital Gürültü İçinde Sessiz İlerleyiş

    Dijital Gürültü İçinde Sessiz İlerleyiş

    Gürültüye Rağmen Sessizce İlerlemek


    Her şey çok hızlı.
    Herkes bir şeyler söylüyor.
    Biri “şöyle yapmalısın” diyor, öteki “başarılı olmanın yolu budur” diye bağırıyor.
    Ama ben…
    Fısıltıyla kendi yolumda ilerlemeyi seçtim.


    Dijital Gürültü İçinde Kaybolmak

    Günümüz dünyasında sesini duyurmak için bağırmak gerekiyormuş gibi geliyor insana.
    Daha çok göster, daha çok anlat, daha çok paylaş…
    Ama ben, yazmayı seçtim.
    Bağırmadan.
    Sadece söylemek istediklerimi yazarak.


    Sessiz Ama Kararlı

    Kimse beni teşvik etmese de yazıyorum.
    Her yazı milyonlarca görüntüleme almıyor.
    Ama her yazı benim içimde bir adım oluyor.
    Ben kendime ses oluyorum.
    Çünkü biliyorum: Sessizce yazılanlar, bir gün bir kalbin içinde yankılanır.


    Blog Tutmak Bu Yüzden Kıymetli

    Blog yazmak bir yarış değil, bir yürüyüştür.
    Adım adım, sessizce, sabırla…
    Ve ben her yazımda içimdeki o sakin sese daha çok kulak veriyorum.

    Gürültüye rağmen ilerlemek mümkün.
    Hatta bazen gürültü olmadan daha hızlı değil ama daha anlamlı yürüyorsun.

    Sen de belki yazmıyorsun ama düşünüyorsun.

    Bu yazının temeli, bir gün önce yazdığım
    Bir Geliştiricinin Sessiz Günü yazısında atılmıştı.
    Oradan buraya, sessizlik içinde bir ilerleyiş…


    Okuyucuya Sessiz Bir Soru:

    Sen Hangi Gürültüyü Susturmak İstiyorsun?

    Gün içinde kaç kez sadece “duymuş olmak için” bir şeye baktın?

    Kaç kez kalbinden geçen değil, senden beklenen cümleyi kurdun?

    Belki sen de bu dijital gürültüde boğuluyorsun.

    Ama içinde hâlâ sessiz bir ses var, biliyorum.

    Belki yazmak istiyor, belki sadece durmak…

    Bugün bir cümle yaz:

    Bağırmadan. Rekabet etmeden. Yalnızca kendine ait bir sesle.

    Yorumlara bırakmak istersen yaz — çünkü bazen bir kelime, bir başkasına fısıltı olur.

    Unutma:

    Sessizliğin de sesi vardır. Ve o ses, en çok ihtiyaç duyulana ulaşır.

  • Bir Geliştiricinin Sessiz Günü

    Bir Geliştiricinin Sessiz Günü

    Bugün her şey sessizdi.
    Telefon daha az çaldı, sokak daha yavaş aktı, düşünceler daha derine indi.
    Ve ben, bir geliştirici olarak sadece kod yazmadım…
    Kendimi dinledim.


    Kod Kadar Sessizlik de Gerekir

    Her gün “üretmeliyim”, “bitirmeliyim” diyen bir tarafımız var.
    Ama bazen sadece oturmak, bakmak, düşünmek gerekir.
    Bugün ekrana bakarken, satır satır değil, iç içe aktım.
    Bir satır kod yazmadan da geliştiğimi fark ettim.


    Boşluklar Kodda da Gerekli

    Bir fonksiyonu çalıştırmadan önce onu tanımlarsın.
    Hayatta da önce anlamaya, tanımaya ihtiyacın vardır.
    Bugün bir hata çözmedim.
    Ama içimdeki bazı karışıklıklar daha okunur hale geldi.
    Ve bu da bir tür debug sayılır, değil mi?


    Bağlantısızlık da Bağ Kurar

    İnterneti kapattım.
    Bildirimleri sessize aldım.
    Ve ilk kez kendimi günün içinde tam olarak hissettim.
    Geliştirici olmak demek, sürekli aktif olmak değil.
    Bazen pasif kalmak da geliştirir insanı.

    Bugün fazla bir şey yapmadım belki…
    Ama bu satırları yazabiliyorsam,
    Demek ki bir şeyler olmuş içimde.

    Her gün kod yazılmaz.
    Ama her gün kendini yazabilirsin.

    Bu sessizliğin içinde neyin büyüdüğünü merak ediyorsan,
    ➡️ Dijital Gürültü İçinde Sessiz İlerleyiş yazıma da göz atmanı öneririm.


    Okuyucuya Çağrı

    Peki ya senin sessiz günlerin nasıl geçiyor?

    Hiçbir şey yapmadığın ama kendine daha yakın hissettiğin anlar oldu mu?

    Bugün belki bir satır kod yazmadın. Belki bir proje ilerlemedi. Ama belki de içindeki bir şey büyüdü sessizce…

    Yorumlara yazabilirsin:

    Bugün senin için ne sessizdi ama anlamlıydı?

    Bazen bir cümle bile kendimizi yeniden okumamıza yeter.

  • While Coding Myself

    While Coding Myself

    This post is a continuation of First Line First Spark. A small beginning that led to something deeply personal…


    Coding Is Not Just a Job — It’s a Path to Self-Awareness

    At first, I thought I was just learning to code.

    But line by line…

    I realized I was actually rewriting myself.

    Every error message whispered:

    You don’t need to be perfect. You just need to keep trying.”

    Every “run” button I clicked reminded me:

    Action matters more than fear.”


    Debugging: Not Just for Code, But for the Soul

    Sitting in front of a screen, I wasn’t just building programs.
    I was building patience.
    I was debugging not only code,
    but my own limiting beliefs.

    In every loop, I saw how many times I had gone in circles in life. In every condition, I saw my own internal if-else blocks.

    If I fail… will I quit?

    If I struggle… will I keep going?

    If no one sees it… is it still worth doing?

    Yes. Because I was watching. And I mattered.


    Loops: The Patterns We Live By

    I used to believe I had to become someone else. Smarter. Faster. Bolder.

    But while coding, I found something more powerful:

    The ability to be authentically myself — with all the typos, all the pauses, all the learning curves.

    Do I really want to keep going like this? That’s what one line of reflection taught me. And sometimes, like in code, the answer is: add a break;.


    Refactoring: Cleaning the Inner Code

    In software, to refactor means to simplify the structure without breaking its logic.

    And with this blog — with every post — I’m doing exactly that.

    I’m cleaning the clutter, simplifying the noise, and reaching a clearer, more intentional version of myself.


    To Code Is to Write Life

    The biggest truth I’ve discovered?

    Life is like code.
    There are bugs.
    There are loops.
    There are broken lines…

    But everything can be fixed.

    And each day — with every line you write — you get closer to your truest self.

    Today, I wrote one more line. Both to this blog, and to myself.


    What This Post Represents

    This is the second step in a quiet but powerful journey that began with:

    First Line First Spark

    And now, I can finally say:

    I Met Code — and Found Myself

    Reader’s Prompt: What Line Are You Writing Today?

    Think back — what error in code challenged you most?

    Or in life — what loop have you been stuck in the longest?

    This blog began as a way to write myself line by line.

    But now I want to hear from you:

    How are you coding yourself today?

    Leave a single sentence in the comments.

    Maybe it will be a break; command — to end a draining pattern. Maybe it’ll be a refactor moment — to simplify and start anew.

    Just remember:

    Life is written, just like code. And every day is a chance to add one more line — closer to who you truly are.

  • First Line, First Spark

    First Line, First Spark

    A Day That Seemed Ordinary

    Everyone else called it an ordinary day — But for me, it was sacred.

    I woke up early. Started the morning with prayer. Watched a short JavaScript tutorial. After a quick nap, I headed to work.

    Completed a half-day task. Paused for Friday prayer. And yet… the most important moment was something quiet.


    A Peaceful Beginning with Purpose

    On the surface, it was just another day.

    But inside? It was the beginning of something new.

    That day, I made a decision:

    I will start blogging.”

    Not because I had everything figured out. But because there was something stirring in me —

    A whisper that said:

    “Write. Not because the world is asking. But because your soul is.”


    The Silent Spark of a Journey

    This wasn’t just a blog post. It was the first breath of a process that would transform me.

    Since then, the journey has unfolded — And I wrote about it here:

    While Koding Myself

    If you haven’t read it yet, your heart might find something waiting there.


    Now, Let Me Ask You…

    Have you ever had a day that seemed small but changed everything?

    Maybe you drank a quiet coffee. Maybe you read a single sentence. Maybe you just… paused.

    And in that pause — A spark was born.

    That’s how transformation begins. Not with noise. But with a feeling you can’t explain.

    So I ask you:

    When did your journey begin? Where were you? What were you feeling?

    💬 Share it in the comments. Because your story — yes, yours —might be the very spark someone else is waiting for.